Güneş ışığının ulaşmadığı derin denizde yaşam, yüzeydeki fotosenteze doğrudan bağlı olmayan enerji kaynakları kullanabiliyor. Hidrotermal bacalardan çıkan kimyasal maddeler mikroorganizmalar için yakıt sağlıyor; tüp kurtları, kabuklular ve başka canlılar bu kemosentetik ağın çevresinde gelişiyor. Yeni keşifler, ekosistemin yalnız bacaların üstünde değil deniz tabanının altındaki boşluklarda da devam ettiğini gösterdi.
Deniz tabanının altına nasıl bakıldı?
Schmidt Ocean Institute tarafından aktarılan araştırmada bilim insanları uzaktan kumandalı araçlarla kabuk parçalarını dikkatle kaldırarak bacaların altındaki sığ boşlukları inceledi. Daha önce çoğunlukla mikrobiyal yaşamla ilişkilendirilen bu bölgelerde tüp kurtları ve hareketli hayvanlar gözlendi. Bulgular, larvaların yer altındaki sıvı kanalları boyunca taşınabileceği fikrini güçlendirdi.
Enerji güneşten gelmiyorsa nereden geliyor?
Deniz suyu okyanus kabuğundaki çatlaklardan aşağı iner, magmaya yakın bölgede ısınır ve minerallerle zenginleşerek tekrar yükselir. Kemosentetik bakteriler hidrojen sülfür gibi bileşikleri kullanarak organik madde üretir. Bu bakteriler ya doğrudan besin olur ya da tüp kurtları gibi canlılarla ortak yaşam kurar. Böylece tamamen karanlık ortamda karmaşık bir besin ağı oluşur.
Keşfin önemi
Baca topluluklarının nasıl yayıldığını anlamak, bir volkanik olayla yok olan alanın yeniden nasıl kolonileştiğini açıklamaya yardımcı olabilir. Deniz tabanının altındaki bağlantılar, koruma alanlarının yalnız görünen bacayı değil çevresindeki yer altı habitatını da hesaba katması gerektiğini düşündürüyor. Derin deniz madenciliği tartışmalarında bilinmeyen bu yaşam alanları önemli bir belirsizlik.
Henüz bilmediklerimiz
Gözlenen alan sınırlı ve kabuğun ne kadar derinine kadar hayvan yaşamı bulunduğu bilinmiyor. Topluluğun sürekli mi yaşadığı, yoksa larvaların geçiş koridoru mu olduğu genetik ve uzun dönem gözlemle sınanacak. NOAA'nın da vurguladığı gibi okyanusun büyük bölümü hâlâ ayrıntılı biçimde haritalanmış ve gözlenmiş değil; tek dalış küresel dağılımı gösteremez.
NetMercek değerlendirmesi: Derin denizdeki bu keşif, yaşamın sınırını biraz daha aşağı taşıyor ve korumamız gereken habitatların görebildiğimiz yüzeyden daha büyük olabileceğini hatırlatıyor.